Hayat der ki; Sevdiklerinizi artı ve eksileri ile kabul etmeyi öğrenmedikçe, sevmeyi ve sevilmeyi beklemeyin. Yoksa sevmenin lezzetine varamayacak, eleştirmekten sevmeye vakit bulamayacaksınız. Ve hayat der ki; Dostluk ipekten bir gömlek gibidir. Onu sırtınızda taşımayı bilemezseniz sırtınızdan kayıverecektir. Sırtında dost gömleği olmayan yürekler hep üşürler.
Aşk ve Sevda
Üstada Sormuşlar …!!!
AŞK’la SEVDA Arasındaki Fark Nedir …???
Üstat Cevap Vermiş …!!!
“AŞK” …. Hevesin Bitene Kadar …!!!
“SEVDA” …. Nefesin Yetene Kadardır …!!!
Ufacık Taş
Ama tüm engelleri aşıp koşarken ufacık bir taş yerle bir etti beni. İnanabiliyor musun ufacık bir taş soğuk zemine düşürdü bedenimi. Bu kadar mı dedim, çaresiz bir gülümsemeyle. Ufacık bir taşa mı yenildim..
Temiz Kalpli İnsanların Özelikleri
Temiz Kalpli İnsanların Özelikleri
1- İçine doğan olur.
2- Aklından geçirdiği kişi arar.
3- Zor durumda mutlaka ilahi yardım alır.
4- Zor durumda olanlara mutlaka yardım eder.
5- Hassas ruhu çabuk incinebilir.
6- Niyet ettiği şeyi hayata hızla geçirir.
7- Hakkını yiyenlerin başına bir şey gelir.
8- Küçük şeylerle mutlu olur.
9- Ayağı uğurludur; şans getirir.
10- Çocuklar ve hayvanlar onu çok sever
Güzel Şeyler Zaman Alır
Acıyı yaşarken bir gün yaşadıklarının ona güç verip olgunlaştıracağını düşünemez insan. O an düşündüğün tek şey o acının omuzlarına ağır geldiğidir. Zaten acı her zaman onu yaşayana fazla ağırdır, herkesin acısı kendine büyük, onu atlatacağı günler fazla uzaktır.
Bir süre duyguların yönetimindedir zihin. Bu yüzden sınandığın acıyla olgunlaşacağın düşüncesi filizlenmez hemen. Onun kendini göstermesi için duygularının dinginleştiği, üzüntünün hafiflediği, boğazındaki düğümün çözülmeye başladığı bir zamana ihtiyaç vardır.
Bu zaman geldiğinde yaşadığın acıyı nasıl atlatacağının hesabı, bunları da yaşamış olmanın gerekliliğiyle yer değiştirir. Mantıksal bir kabuldür bu. Artık olgunlaştığının, yaşadığın acıya dışarıdan bakabildiğinin, yaşanmışlıklarınla büyüdüğünün, hissettiklerinle var olduğunun ve olacağının göstergesidir.
Çünkü her yara iyileşir, ama yara izi bizimle birlikte büyümeye devam eder.
Güzel Şeyler Zaman Alır
Motivasyon Hikayesi
Patates, Yumurta ve Kahve Çekirdeği – Motivasyon Hikayesi
Bir gün genç kız babasına ağlayarak gelir ve hayatının berbat olduğunu ve zorlukların nasıl üstesinden geleceğini bilemediğini söyler. Gün boyunca karşılaştığı zorlukların onu çok yorduğunu, sanki sürekli olarak problemlerle uğraşıp durduğunu söyler.
Kızını dikkatle ve sevgiyle dinleyen baba, aşçı olduğu için kendi yöntemleriyle kızına yardımcı olmaya çalışır ve onu mutfağa götürür.
Aşçı baba, üç tane tencerenin içine su koyar ve birinci tencereye patates, ikinci tencereye yumurta ve üçüncü tencereye de kahve çekirdeği koyarak hepsinin altındaki ateşi de açar. Daha sonra sessizce yerine oturur ve suyun kaynamasını bekler. Genç kız babasının ne yaptığını anlamaz ama sabırla beklemeye devam eder. Yaklaşık 20 dakika sonra, ocağın altını söndüren baba, tenceredekileri tek tek farklı kaselerin içine koyar ve kızına sorar:
“Ne görüyorsun?”
Hala merak içinde olan kız cevap verir: “patates, yumurta ve kahve”
Babası: “Daha yakından bak” der ve açıklamaya başlar: “Patates, yumurta ve kahve çekirdeği, hepsi aynı derecede bir zorlukla karşılaştı. Ama hepsinin bu zorluk karşısındaki tepkisi farklı oldu. Patates, suya girdiğinde oldukça güçlüydü ama yaşadığı zorluk karşısında yumuşak ve zayıf oldu. Yumurta suya girdiğinde kırılgandı ve korumasızdı ancak yaşadığı zorluk karşısında sertleşti, katılaştı. Kahve çekirdeği ise diğer ikisinden bambaşka bir tepki gösterdi. Kaynayan suya maruz kalınca suyun rengini ve tadını değiştirerek içinde bulunduğu suyu tamamen değiştirdi, ortaya yepyeni bir şey çıkardı.”
“Peki sen hangisisin?” “Yaşadığın zor durumlar karşısında nasıl bir tepki vermeyi seçiyorsun?” “Patates misin, yumurta mısın yoksa bir kahve çekirdeği mi?”
Hayat Çetele Tutmak Değildir
Hayat; seni kaç kişinin aradığı, kiminle çıktığın, çıkıyor olduğun veya çıkacağın demek de değildir…
Hayat, ayakkabıların, saçın, derinin rengi de değildir…
Nerede yaşadığın veya hangi okula gittiğin de değildir…
Aslında hayat; notlar, para, giysiler, girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da değildir…
Hayat; kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir…
Kendin için neler hissettiğindir…
Güven, mutluluk, şefkattir…
Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır.
Hayat; kıskançlığı yenmek, önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir.
Ne dediğin ve ne demek istediğindir.
İnsanların sahip olduklarını değil, kendilerini olduğu gibi görmektir.
Her şeyden önemlisi hayatı, başkalarının hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir.
İşte hayat bu seçimden ibarettir…
Hayat sanatın kendisidir…
İnsanların en acizi dost edinemeyen, ondan daha acizi ise dost kaybedendir.
Charles Eguone
Ruhsal Olgunlaşma Belirtileri
1-Yüzeysel konuşmalar zaman kaybı gibi gelmeye başlar.
2-Sessiz kalıp iç sesini dinlemeye zaman ayırmak istersin.
3-İnsanı affetmek daha kolay gelir.
4-Daha açık fikirli olmaya ve değişik fikirlere saygı duymaya başlarsın.
5-Tüm inanışları saygıyla kucaklarsın.
6-Hayatından gitmek isteyenler kolaylıkla kabul edersin.
7-Geçmiş için üzülüp pişmanlık duymayı bırakırsın.
8-Şu anı ve şimdiyi hissetmeye ve güzellikleri görmeye başlarsın.
9-Yargılamadan anlayışla ve hoşgörüyle algılamaya geçiş yaparsın.
10-Başkalarının senin hakkında düşünceleri eskisi kadar önemli olmaz.
OIumsuzluklar
Geminin içi su almadığı müddetçe, sonsuz büyüklükteki deniz o gemiyi batıramaz. Siz zihninize girmesine izin vermediğiniz müddetçe, olumsuzluklar da sizi yıkamaz.
Zamanı Var
Ne olursa olsun çizgini bozmadan hareket edip sakin kaldığın zaman hayat senin yapmak istediğin şeyi öyle güzel önüne seriyor ki, sen her şeyin sonunda kılını bile kıpırdatmadan tüm taşların yerine oturuşunu seyreden taraf oluyorsun. Zamanı var, herkesin ve her şeyin zamanı var.
Haksızlık
Hukuk fakültesinde bir öğretim görevlisi derse girer ve bir öğrenciye adını sorar, öğrenci “Ali” diye cevap verir. Öğretmen bir anda, “Defol bu sınıftan, bir daha asla dersime gelme” der.
Bütün öğrenciler şaşkınlık içindedir, neye uğradığını şaşıran Ali de sınıfı terk eder. Herkes ne olduğunu anlamak için beklemektedir hiç birinden tek bir ses bile çıkmaz…
Hoca sınıftaki sessizlikle beraber ileri geri yavaş yavaş dolaşmaya başlamış bütün öğrencileri şöyle biraz süzdükten sonra, tabi bu arada herkes göz temasından kaçınıyor, başlamış derse. Hoca: “Kanunlar ne için vardır?” diye sorar ve ders başlar…
Birçok cevap gelmiş, bir öğrenci düzeni korumak, diğeri toplumda yaşayan bireylerin hak ve hürriyetini sağlamak için, öbürü yaşam haklarını idame ettirmek, bir başkası devlete güveni, o devletin saygın bir vatandaşı olduğunu göstermek için, bir diğeri her yerde hakkını yasalar çerçevesinde arayacağını bilmek ve devletin vatandaşına haklarını nasıl arayacağını göstermek için… Hoca başka diye tekrar sorunca bir öğrenci de “Adalet için diye cevap vermiş. Bu cevabı verene hoca parmağı ile işaret ederek işte aradığım cevap bu dercesine “peki az önce arkadaşınıza adaletsiz davrandım mı?”, herkeste aynı cevap “evet hocam”.
Öğretim görevlisi sınıf kapısını açarak dışarıdaki öğrencisini içeri alır ve teşekkür edip yerine geçebileceğini söyler, herkes bunun bir senaryo, oyun olduğunu anlar. Fakat hoca son sözlerini söylememiştir henüz;
“Peki buna hepiniz şahit oldunuz, neden tepki göstermediniz, bir açıklama istemediniz, arkadaşınızın hakkını savunmadınız!?
Herkes susar çıt yok. Hoca bakın sevgili arkadaşlar, bu olaydan hepinizin çıkarması gereken bir öğüt var, bunu size 100 saat sınıfta ders versem anlatamazdım der ve son sözlerini söyleyip dersi bitirir.
“Asla bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyeti de olmayın, o yılan bir gün mutlaka sizi de sokacaktır.”
“Adaletsizliğe şahit olup göz yuman insanlar haysiyet ve onurlarını kaybetmeye mahkumdur.”
“Bir şahsa karşı yapıla n haksızlık, herkese karşı yapılmış bir tehdit demektir.”