Telefon Bağımlısı mısınız?

Telefon Bağımlısı mısınız?
Birden Bırakamıyorsanız, İşte Yapmanız Gerekenler
Beyninizi cihazı bırakmaya ikna edin.
Telefonunuz sessizde olsa bile, dikkatiniz sürekli ona gidiyor. Belki sosyal medyada neler olduğunu görmek istiyorsunuz; 15 dakika önce kontrol etmiş olsanız bile… Belki de cebinizde sonradan hiçbir şey olmadığı ortaya çıkan hayali bir titreşim hissettiniz. Akıllı telefonlar, gitgide onlarsız yaşayamadığımız uzantılara benzemeye başladı. İşte, kendinizi cep bilgisayarınızdan (en azından biraz) uzaklaştırmak için yapabilecekleriniz.
Telefonlara neden bu kadar bağımlı oluyoruz?
Dikkati Dağılan Zihin: Yüksek Teknoloji Dünyasında Antik Beyinler kitabının yazarı psikolog Larry Rosen, bu olgu üzerinde birkaç yıldır çalışıyor. Kendisinin söylediğine göre ortalama bir genç yetişkin, telefonunun kilidini her gün 70 defadan fazla açıyor, kilitlemeden önce 3 ila 4 dakika kontrol ediyor ve aynı işlemi 10 yaklaşık dakika sonra tekrarlıyor.
“Çoğunlukla iletişimle ilgili şeyleri kontrol ediyorlar” diyor. “Bir sosyal medya sitesine girdiğimizde, artık onu kontrol etmeye ve cevap vermeye yönelik ‘sosyal bir sorumluluk’ hissediyoruz. Bu siteleri kullanmak mecburiyetinde kalıyorlar çünkü bütün arkadaşları orada.”
Sonuç olarak, yapılan araştırmalarda bu teknolojiyi ne kadar uzun süre kullanırsak, olumsuz sonuçlarla o kadar fazla karşılaştığımız bulunmuş. Bu davranışımız kaygıdan strese, uyku bozukluğuna ve önüne bakmadan yürümeye kadar değişen belirtilere katkıda bulunuyor. Üstelik telefonunuzdaki uygulamalar da bu şekilde tasarlanıyor.
“Bu uygulamaları üreten şirketler, sizin onları kullanmanızdan menfaat sağlıyor” diyor Rosen. “Psikologları ve davranış bilimcileri işe alarak, gözlerinizi oraya çekip orada tutmanın en iyi yollarını buluyorlar ve bunda da çok iyiler.”
Yani kendinizi bunlardan uzak tutmaya karar verdiğinizde, sürekli aleyhinize olan şartlara karşı savaşıyorsunuz. Fakat bu işi daha kolay hale getirmek için yapabileceğiniz bazı şeyler bulunuyor.
Kademeli şekilde bırakın
“Her şeyden önce, birden bırakmanın etkisi büyük” diyor Rosen. “Telefonunuzu haftasonu boyunca bir kenara koymak, kolay bir çözüm gibi görünebilir fakat sizi fazla kaygılı yapacaktır.”
Bunu laboratuvarda defalarca göstermiş: Eğer insanlara bir mesaj gelirse ve bu kişilerin telefonlarına dokunmasına izin verilmiyorsa, galvanik cilt yanıtları (ciltte meydana gelen elektriksel tepkiler) yükseliyor ve bu durum, ortada bir kaygı tepkisi olduğunu gösteriyormuş. Mide ağrıtan bu his; hem ağır, hem de orta ölçülü akıllı telefon kullanıcılarında oluyormuş. Muhtemelen size de tanıdık geliyordur.
Rosen, telefonu tamamen bırakmak yerine bir tür sistematik duyarsızlaşma işlemi öneriyor. Bu işlemde, kendinizi telefonun etkisine kademeli şekilde daha düşük miktarda maruz bırakıyorsunuz.
“Genelde insanlara 15 dakika ile başlamalarını söylüyorum” diyor. “Telefonunuza veya bilgisayarınıza bakın ve ardından telefonunuzu sessize alıp, alarmı 15 dakikaya ayarlayın. Ters şekilde önünüze koyun ve böylelikle herhangi bir bildirim görmezsiniz.” Rosen, telefonu görüş alanınıza koymanın çok önemli olduğunu ve bunun, beyninize kaygılanmanız gerekmediğini çünkü cihazın hâlâ elinizin altında olduğu sinyali gönderdiğini söylüyor.
Ardından, 15 dakikalık o alarm çalmaya başladığında telefonunuzu bir dakikaya kadar kontrol edebilirsiniz. Bu süreci, kontrol etme dürtüsü hissetmeye kadar tekrarlayın; yani alarm çalmaya başladığı fakat kendinize “Hayır, şimdi bir şey yapıyorum, birazdan kontrol ederim” dediğiniz zaman.
15 dakikada uzmanlaşınca, 20 dakikaya çıkabilirsiniz ve bu böyle devam eder. “İnsanları, en az her 30 dakikada bir kontrol etmeye teşvik ediyorum çünkü bu sayede, o 15 dakikalık tipik davranış yarıya iniyor.” Eğer sadece e-postanızı saat başı kontrol ettiğiniz bir noktaya ulaşabilirseniz, daha da iyi.
Fakat Rosen’in, telefonunuzdan tamamen kaçınmayı önerdiği bir dönem var; o da gece. “Telefonunuzu yatmadan bir saat önce kenara bırakın” diyor. “ABD Ulusal Uyku Derneği’nin onlarca yıldır yaptığı bu öneri, artık bir standart halini aldı.” Mavi ışık, sirkadiyen ritimlerinizi bozabilir. Bu yüzden telefondan bir saatliğine kaçınmak, melatoninin devreye girmesine yardımcı olacaktır ve siz de bu sayede uyuyabileceksiniz. Eğer telefonu kullanmanız gerekiyorsa, parlaklığı iyice düşürün ve Gece Işığı’nı açın. Yine de en iyisi, yapabiliyorsanız telefonu yatak odanızın dışında tutun ve o sosyal sorumluluk ile beyninizi faaliyete geçirmekten kaçının.
Telefonunuzun cazibesini azaltın
Kendinizi bu dürtüden uzaklaştırmak göründüğünden daha zor fakat Rosen, telefonun albenisini azaltmanın yardımcı olabileceğini söylüyor. İlk önce, aşikar olanı yaşın: Bildirimleri ve uyarı işaretlerini mümkün olduğu kadar kapatın. “Uyarıları, aileniz veya eşiniz gibi özel insanlar için açık bırakabilirsiniz fakat bildirimleri herkes için kapatın” diyor.
Ancak bu, savaşın yalnızca ufak bir parçası. Rosen’in araştırmasına göre, telefonunuza göz attığınız zamanların yarısında dürtünüzü harekete geçiren hiçbir bildirim bulunmuyor. Sadece saate bakmaya çalışıyorsunuz (eğer telefonunuzu saat olarak kullanıyorsanız, muhtemelen akıllı olmayan iyi bir saat alarak kontrol miktarını azaltabilirsiniz) veya o “sosyal sorumluluk” kaşıntısını kontrol ederek kaşıyorsunuz.
“İnsanlara, sosyal medya uygulamalarına ait her simgeyi bir klasöre yerleştirmelerini söylüyorum” diyor Rosen. Üstelik, tüm uygulamalar için bir klasörü de kastetmiyor. Her uygulama için ayrı bir klasörü kastediyor. Bu sayede, herhangi birine erişmek için gereken dokunma sayısı iki katına çıkıyor. “Ardından, tüm bu klasörleri en son ekrana taşıyın” diyor. Bu tavsiye kulağa aptalca gelebilir fakat uygulamalara erişmenin zor olması, dürtüsel kontrolleri azaltabilir. “Böylelikle, oraya ulaşmak için çok çalışmanız gerekiyor” diyor Rosen.
Eğer bu yeterli gelmediyse, sosyal medya uygulamalarını tamamen silebilir ve bunun yerine internet sitesinden girebilirsiniz. Bu durum, sizi bir adres yazmaya ve (genelde) daha elverişli bir uygulama yerine vasatın altında bir internet sitesi kullanmaya mecbur ediyor. Hatta internet tarayıcınızdaki çerezleri bile engelleyebilirsiniz ve böylece her seferinde oturum açmak zorunda kalabilirsiniz (bkz: Android ve iPhone için talimatlar). Kendiniz ile bu hizmetler arasına ne kadar çok bariyer koyarsanız, sosyal medya hesabınızı ziyaret etmeyi o kadar uzun süre yeniden düşüneceksiniz.
Google’da eski bir tasarımcı olan Tristan Harris, telefonunuzu gri tonlara ayarlamayı bile öneriyor çünkü bu durum, ilginizi çekmek üzere tasarlanmış o parlak renkleri soluklaştırıyor. Rosen, bu meşhur önerinin etkili olup olmadığını henüz araştırmadığını fakat bir meslektaşının yakında bunu yapmayı umduğunu söylüyor.
Bunu kendiniz denemek için iPhone’da Ayarlar > Genel Erişilebilirlik > Erişilebilirlik Kısayolu > Renk Filtreleri kısmına gidin. Android’de ise bu işlem telefondan telefona değişebilir fakat bu talimatların sizi doğru yöne götürmesi lazım.
Son olarak, eğer öz telkine iyi tepki veren türden biriyseniz; kilit ekranında kullanabileceğiniz ve sizi telefonu bırakmaya ikna etmeye çalışan türden duvar kağıtlarından birini kullanmayı deneyebilirsiniz. Telefonunuzu sadece “kontrol etmek için” açarken, kilit ekranınız muhtemelen arkasında önemli bir şey olmadığını hatırlatacak (anlamsız Facebook beğenilerinden başka) ki bu bilgi çok rahatlatıcı olabilir.
Yazar: Whitson Gordon/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

BUGÜN HER ŞEYİ BEN SEÇECEĞİM

Bugün yaşayacağım her şeyi ben seçeceğim.
Ya kızacağım yağmura etrafı ıslatıyor diye,
Ya da seveceğim onu çiçeklerimi suladığı için.
Ya sıkılacağım param yok diye,
Ya da harcamalarımı planlayıp müsriflikten uzak kalmaya çalışacağım.
Ya sızlanacağım bozulan sağlığıma,
Ya da hayatta olmayı kutlayacağım.
Ya içli içli sitem edeceğim anneme babama beni büyütürken veremedikleri şeyler yüzünden,
Ya da onları yürekten seveceğim beni dünyaya getirdikleri için.
Ya sıkıntı basacak dikenli güllere katlanmak zorundayım diye,
Ya da dikenlerin gülleri var diyerek umut dolacağım.
Ya kaybettiğim dostlar için yas tutacağım,
Ya da yeni insanlarla yeni dostluklar peşinde koşacağım.
Ya işe gitmek zorunda olduğum için mızırdanacağım,
Ya da gidecek bir işim olduğu için sevinç dolacağım.
Ya ev işleri yapmak eziyet olacak bana,
Ya da işlerini yaptığım o evde aklımı, ruhumu ve bedenimi barındırabildiğim için minnettar olacağım.
Belki yeni şeyler öğrenmek istemeyecek canım,
Ya kızgın olacağım -öğrenmek gereken ne çok şey var- diye,
Ya da ufak tefek de olsa faydalı ne varsa öğrenmeye çalışacağım.
Alıntı

İNSAN KİŞİLİĞİNİ AÇIĞA VURAN AYRINTILAR

İnsanların Kişiliği Hakkında Zannettiğinizden Çok Daha Fazlasını Açığa Vuran 12 Ayrıntı
Karşımızdakinin nasıl bir karaktere sahip olduğunu genellikle ne söylediği, nasıl göründüğü gibi bâriz verilerden öğrenmeye çalışırız. Ancak istisnasız her insanın göstermeyi tercih ettiğinden çok daha derin özellikleri, motivasyonları ve inançları vardır. İşte bunları tespit etmek ve bir insanı daha iyi tanımak için dikkat etmeniz gereken 12 ayrıntı:

  1. Gülümseme ve duygulanma biçimleri
    Bir insan içten bir şekilde gülümsediği zaman dudaklarının ve gözlerinin kenarlarında kırışıklıklar oluştur. Eğer gülümseme zorlamaysa bu kırışıklar yalnızca dudak kenarlarında oluşur. Bunun yanında bir insan yoğun duygular yaşadığı zaman gözleri sulanır ve ağzı daha çok tükürük üretmeye başlar. Bu yüzden duygulanan bir insan daha sık yutkunmaya başlar. Dikkat edin, bunlardan biri eksikse o insanın samimiyetinden şüphelenmek için haklı sebepleriniz var demektir.
  2. Birbirlerini selamlama biçimleri
    Yeni tanıştığınız bir insan eğer elinizi sağlam bir şekilde sıkar ve bunu yaparken gülümserse, bu insanın dışa dönük ve güvenilir biri olması olasıdır. Eğer bu insan sizinle ilk tanışmasında elini omzunuza koyarsa bu ya sizden hoşlandığı, ya da sağlam bir manipülatör olduğu anlamına gelir. Eğer el sıkışırken sizin elinizi iki eliyle birden sıkıyorsa da bu sizden bir şey talep edeceği ya da size bir sır vereceğini gösterir.
  3. Telefonlarına ne sıklıkta baktıkları
    Bir insan telefonuna çok sık baktığında, bu onun bulunduğu ortamdan sıkıldığını gösterir. Evet, bu iddialı bir genelleme çünkü bugün çoğu insan hemen her yerde telefonuna bağımlı hâlde yaşıyor. Bunu ister kendinizde, ister çevrenizdeki insanlarda gözlemleyin, telefona bakmak kesinlikle sıkıntı göstergesidir.
  4. Nasıl selfie çektikleri
    Selfie çekerken kamerayı aşağıda tutmak, o insanın etrafında olan bitene karşı pozitif bir yaklaşımı olduğunu gösterir. Ciddi bir karaktere sahip olanlar nâdiren kendi fotoğraflarını çekerler ve bunları çok daha nâdir paylaşırlar. Son yıllarda meşhur olan dudakları büzerek selfie çekme eğilimi ise genellikle çok gergin zamanlar yaşayan insanların gösterdiği bir davranıştır.
  5. Yemek yeme biçimleri
    Tabaklarındaki her şeyi küçük parçalara bölerek yiyen insanlar uzun süreli ilişkiler arar ve hayatlarını planlı bir şekilde yaşarlar. Öte yandan tabaklarındaki her şeyi birbirine karıştırarak yiyen insanlar da genellikle güçlü bir kişiliğe sahip ve sorumluluk almayı seven kişilerdir. Tabaklarındakini kaşla göz arasında silip süpürenler, aynı anda birden fazla iş yapma konusunda becerikli ve işlerinde oldukça başarılıdır. Bunun yanında çok yavaş yemek yiyen insanlar da ânı yaşamasını bilen, hayatın tadını çıkaran huzurlu kişilerdir.
  6. Nasıl konuştukları
    Bir hikaye anlatırken “ben” kelimesini sıklıkla kullanan insanların doğruyu söylüyor olma ihtimâli oldukça yüksektir. Eğer bu kelime haddinden fazla kullanılırsa bu durum o kişinin benmerkezci olduğuna işarettir. Bunun yanında “biz” kelimesini sıklıkla kullanan insanlar, büyük ihtimalle sosyal çevrelerini hayatlarının merkezinde tutmaktadır. Bir başka ilginç bilgi ise, insanların yaşlandıkça gelecek zamanlı anlatımı, geçmiş zamanlı anlatımdan daha sık kullanmaya başlamalarıdır.
  7. Patlamış mısırı nasıl yedikleri
    Yapılan araştırmalar içe dönük insanların patlamış mısırı tek tek ve dikkatle yediğini, dışa dönük insanların ise avuç avuç yediğini göstermektedir. Ayrıca bir oturuşta tüm bir kartonu hızlıca yiyip bitiren insanlar daha az bencil ve başkalarının ihtiyaçlarına karşı daha fazla duyarlıdır.
  8. Kahvelerini nasıl tercih ettikleri
    Lider karakterli insanların genellikle espresso içmeyi tercih ettiği bilinmektedir. Bunun yanında sütlü kahve içen insanlar genellikle kararsız ve rahat bir yapıya sahip olmaktadır. Sosyal ve yaratıcı insanlar kapuçinoyu tercih ederken, hayata belirli bir bakışı olan prensip sahibi insanlar sade kahveyi tercih etmektedir.
  9. Nereye baktıkları
    Kahve örneğinden devam edelim. Kahve içerken fincanlarının içine bakan insanlar daha düşünceli, konsantrasyon sahibi ve daha az hayalci iken, uzaklara dalıp giden ya da etrafını seyreden insanlar başkalarının düşüncelerine daha çok önem veren, dikkatsiz, ama aynı zamanda etraflarındaki dünyadan daha çok haberdar olan kişilerdir. Ve son olarak kahvesini içerken gözlerini kapatan insanlar, büyük ihtimalle hayatlarının gergin ya da acı dolu bir döneminde olan ve rahatlamaya ihtiyaç duyan kişilerdir.
  10. Kendilerinden ne sıklıkta bahsettikleri
    “Ben” kelimesini kullanmanın ne gibi kişilik özelliklerine işaret ettiğini yukarıda açıklamıştık. En az bunun kadar önemli olan bir başka şey de, kişinin anlattıklarını ne kadar kendi anılarının, ne kadar çevreden duyduğu ya da gözlemlediği şeylerin oluşturduğudur. Kendisi hakkında çok fazla şey anlatan insanlar ne kadar kendini beğenmiş gibi görünse de, aslında çevreden onay almak ve sevilmek için büyük bir arzu duyuyordur. Bunun yanında kendi anılarından nadiren bahseden insanlar daha rahat, eşitlikçi ve gözlemci insanlardır.
  11. Hangi durumlarda sustukları
    Susmak çoğu zaman insanın etrafında olup bitene karşı verdiği bir tepkidir. Susmak kimi zaman pasif agresyona, kimi zaman huzursuzluğa, kimi zaman rahatlığa ve kimi zaman da yılmışlığa işaret eder. Bu sebeple bazı insanlar söylenen bir şeye alındığında, bazıları içinde bulunduğu ortamdan rahatsız olduğunda, bazıları gevşediğinde ve bazıları da ilgi başkasının üstünde toplandığında susma eğilimi gösterir.
  12. Ve ne zaman mutlu oldukları
    Mutluluk illa ki karşınızdakinin mutlu olduğunu söylemesiyle anlayabileceğiniz bir durum değildir. İnsanların küçük hareketlerinden ve bilinçsiz davranışlarından da mutlu olduklarını çıkarabilirsiniz. Bazı insanlar yalnızca kendileri için iyi bir şey olduğunda mutlu olurken, bazıları sevdiklerinin iyi olmasıyla, bazıları başkalarının kötü duruma düşmesiyle ve bazıları da gururlarının okşanmasıyla mutlu olurlar. Bilinçsiz olarak ortaya çıkan küçük gülümsemeler, alaya almalar ve aşırı hareketlilik, kişinin ne zaman mutlu olduğunu gözlemlemek için önemli ipuçlarıdır.

BAĞIMLI KİŞİLİK BOZUKLUĞU

Bağımlı kişilik; Bu kişilik bozukluğu bulunan kişiler başka kişilere karşı aşırı güvenme, teslimiyetçi davranış ve dayanma sergilerler. Bu yapıdaki kişilerin bağımlı ve teslimiyetçi olmalarının nedeni başkalarının yardımı olmadan bir şey yapamayacaklarına inanıyor olmalarıdır. Bu kişiler yalnız kalamaz, alkol ve madde bağımlılığı yüksek, depresyona girme olasılığı fazla olur. Bunun nedeni bağımlı oldukları kişilerin ya da kişinin yaşamlarından çıkmaları veya bu kişilerin eleştirilerine maruz kalmaları halinde kendilerini reddedilmiş hissederek, boşluğa düşmelerinden kaynaklanır.

NEGATİF DÜŞÜNCELERDEN KURTULMA

Negatif düşüncelerden kurtulmanın 5 yolu
1- Düşüncelerinizi araştırın, farkındalığınızı geliştirin
2- Zihninizi pozitif düşüncelerle doldurun
3- Yaratıcılığa odaklanın (Yaratıcılıkla meşgulken, zihinlerimiz endişe yeteneğini tamamen kaybeder. Resim yapmak, bir enstrüman çalmak, yazmak, el işleri ile uğraşmak, yemek pişirmek, bahçe ile ilgilenmek)
4- Korkularınızla yüzleşin
5- Berraklık ile sükunete sarılın. (Her şeyden önce zihnimizdeki gereksiz, çöp niteliğindeki birikimden arınmalı ve açılan bu yeri pozitif düşüncelerle doldurmalıyız. Netlik ve duruluk kazanır, böylece pozitif düşünmeye bir adım daha yaklaşırsınız.)

10 ALTIN KURAL

1- Hayatını başkalarını mutlu etmek için yaşama.
2- İleri gitmek için kendin dışındaki güçlere dayanma.
3- İş ve özel hayatında uyumlu ve merhametli ol.
4- Çevreni seni ileri götürebilecek insanlarla doldur.
5- Nazik ol.
6- Bağımlılıklarından kurtul.
7- Etrafında her zaman en az senin kadar akıllı ya da senden daha akıllı kişiler olsun.
8- Eğer motivasyonun sadece paraysa, her şeyi unut gitsin.
9- Asla gücünü başkalarının eline verme.
10- Hayallerinin peşinde giderken ısrarcı ol.
Oprah Winfrey

ÇİFTÇİ PAHOM

Tolstoy’un “İnsan Ne İle Yaşar” adlı kitabında, çiftçi Pahom’un hazin ve ibretlik öyküsü yer alır.
Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır.
Uzak bir yerlerde, cömert bir reisin karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için reise gidip talebini iletir. Gerçekten de Reis herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir.
Pahom’a “Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar yürüyerek yada koşarak ulaştığın bütün yerler senindir fakat güneş batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım.” der. “Seni başladığın yerde görmek istiyorum. Yoksa bütün hakkını kaybedersin. Der.
Pahom güneşin doğuşuyla beraber başlar yürümeye. Tarlalar, bağlar, bahçeler geçer. Tam geri dönecekken gördüğü sulak bir arazi dikkatini çeker orayı da almak için koşmaya başlar.
Şu bağ, bu bahçe derken bakar ki güneşin batmasına az kalmış. Vakit epey geçmiş. Daha hızlı koşar, koşar, ama artık kesilir takâti. Halsiz adımlarla yürümeye devam ederken, Pahom’un burnundan kanlar damlamaya başlar. Tam başladığı noktaya yaklaşmışken, bir an yığılır yere ve bir daha kalkamaz…
Reis olanları izlemektedir. Çok kereler şahit olduğu olay yeniden vuku bulmuştur. Adamlarına bir mezar kazdırır. Pahom’u bu mezara gömerler. Reis Pahom’un mezarının başında durur şöyle der:
“Bir insana işte bu kadar toprak yeter!”
Mütemadiyen biriktirmek istiyoruz. Yiyemeyeceğimiz kadar erzak, giyemeyeceğimiz kadar kıyafet, kullanamayacağımız kadar eşya, oturamayacağımız kadar ev.

ADAM OLMAK

Kadın hamile.
Bebek erkekmiş.
Aile mutlu, çok mutlu.
Bebek doğdu, pipisini amcalara gösterdi.
Amcalarda bayram sevinci.
Dünyanın en gerekli organını gördüler çünkü.
Bebek terledi, çırılçıplak soydular, evde, misafirlikte, mahallede böyle gezdi.
Bu hakka sahipti çünkü pipisi vardı.
Bebek biraz büyüdü.
Sünnet olacak.
Davullar, zurnalar, hediyeler… Çocuk düşündü:
“Sanırım bu çok önemli bir organ..”
Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı.
Üç beş güzel kız var gittikleri yerde, annesi babası dedi ki:
“Hangisini alayım oğlum sana?”
Çocuk düşündü:
“Sanırım karşı tarafa sormaksızın seçme hakkım var.”
Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı.
Çocuk acıktı, sofrasını varsa kız kardeşleri ve annesi hazırladı.
Yemek bitince topladılar.
Çocuk düşündü:
“Sanırım kızlar/kadınlar bana hizmet etmekle yükümlü.”
Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı.
Kalabalık bir yemek daveti, herkes masaya sığamayacak.
Erkekler ve yaşlılar masaya oturdu.
Çocuğu da masaya oturtturdular.
Annesi ve varsa ablaları yerde oturuyordu.
Çocuk düşündü:
“Sanırım önemli olan erkeklerin konforu.”
Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı.
Servis yapılacak, önce erkeklere yemek verildi, erkekler yardım etmedi.
Çocuk düşündü:
“Sanırım öncelikli olan erkeklerin karnının doyması.”
Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı.
Çocuğun kız arkadaşı oldu.
Bütün sülale duydu.
Herkesin ağzı kulaklarında.
Densiz bir amca:
“Neler yapacan bahim gızlaraa” dedi.
Çocuğun anne ve babası:
“Oğlumdan iyisini mi bulacak?” dediler.
Çocuk düşündü:
“Sanırım en iyisini hak eden benim ve bu yüzden kızlara rızayla ya da rızasız istediğimi yapabilirim.”
Çocuk bunu aklının en karanlık köşesine yazdı.
Çocuk büyüdü, arkadaşlarıyla dışarı çıktı, eğlendi.
Eve geç geldi, paşalar gibi karşılandı.
Kız kardeşi eve geç geldiği için azar işitirken, dövülürken.
Genç düşündü:
“Sanırım eve istediğim saatte girip çıkabilirim.”
Genç bunu aklının en karanlık köşesine yazdı.
Kavga etti, ağzı burnu kan içinde.
Annesi, babası:
“Koçum benim, helal olsun” dedi.
Genç düşündü:
“Sanırım güçlüyüm ve sorunlarımı bu şekilde halledebilirim.”
Genç bunu aklının en karanlık köşesine yazdı.
Genç büyüdü.
Ama bir türlü adam olamadı

ÖĞRENMENİN 4 AŞAMASI

Öğrenmenin 4 aşaması
Öğrenilecek bilgiyi bilinçli seç
Anladığını düşündüğün bilgiyi bir çocuğa anlatmaya çalış
Anlatmaya çalıştığında eksiklerini göreceksin. Bu eksikleri gidermek için kaynağa geri dön
Gözden geçir ve sonucu basit bir şekilde açıklanabilir hale getir.