1- Nazik ol
2- Sağlıklı beslen
3- Egzersiz yap
4- Kendine odaklan
5- Dürüst ol
6- Büyük düşün
7- Sabırlı ol
8- Daha az yargıla
9- Gülümse
10- Kendini sev
11- Kolayca affet
12- Şükretmeyi bil
13- Pozitif düşün
14- Bol su iç
15- Kendine güven
16- Yeniliklere açık ol
17- Önceliklerini belirle
18- Mazeretleri bırak
19- Dilini geliştir
20- Anlamak için dinle
MUTLULUK NEREDE
İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş…
Hep şikâyetçi hep bıkkınmış…
Bir gün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler…
Saklayalım zor bulunsun…
Zor buldukları için belki kıymetini bilirler diyerek başlamışlar
Tartışmaya… Sorun büyükmüş…
Mutluluğu saklamak kolay değilmiş çünkü…
Kimisi:
“’‘Everest’in tepesine saklayalım ”“demiş. Kimisi:
”“Atlas okyanusu’’nun dibine ”“demiş.
Taç Mahal’in kubbesi, Mekke sokakları, İtalyan sofrası…
Bir hastanenin yeni doğan odası, dondurma külahı, şarap şişesi…
Sigara paketi, lale bahçesi…
Pek çok yer düşünmüşler ama hiç biri yeterince zor gelmemiş…
Derken meleklerden biri:
”’İÇLERİNE SAKLAYALIM ’“‘demiş…
”’Kimsenin aklına gelmez içine bakmak!!!.
İşte o gün bugündür mutluluk insanın kendi içinde saklıymış…
Hiç bir mutluluk kolay gelmiyor. Kolay kolay gülmüyor insanın yüzü…
Emekte ve insanın içinde saklı mutluluk…
Ne başkasının ekmeğinde, ne bakasının evinde, ne de başka bir şeyde…
Bu yüzden gözünüz hep içeride olsun…
Siz dışını boş verin, içine bakın…
KARDEŞ OLMAK
Lionel’e kardeşi doğum günü hediyesi olarak bir araba almıştı.
O akşam çalıştığı yerden çıktığında hep yeni arabasının yanında yoksul bir çocuğun durduğunu görmüş çocuk ona dönüp,
“Bu araba sizin mi efendim,” diye sormuş.
“Evet, kardeşim doğum günü hediyesi olarak aldı, ” diyerek başıyla oynamış Lionel.
Çocuğun ağzı şaşkınlıkla açık kalmış.
”Yani kardeşiniz bunu size hediye etti. Siz hiç bir şey ödemediniz öyle mi? Vay canına! Umarım ben de…” diye devam etmeye çalışmış ama sözcükler boğazında düğümlenmiş.
Lionel çocuğun cümleye nasıl devam edeceğini az çok tahmin ediyormuş. Muhtemelen, umarım bende böyle bir kardeşe sahip olurum diyecekti,’ diye düşünmüş.
Tam o sırada çocuk, ”Umarım bende öyle bir kardeş olabilirim,” diye tamamlamış cümlesini. Lionel yanıldığını fark etmiş. Şaşkınlıkla çocuğa bakarken birden,
“Arabama binip, bir kaç tur atmak ister misin?” diye soruvermiş.
“Evet, tabii bayılırım,” demiş çocuk.
Kısa bir gezinin ardından çocuk parlayan gözleriyle Lionel’e dönüp, “Benim evimin önünden de geçebilir miyiz efendim,” diye sormuş.
Lionel gülümsemiş. Bu küçük çocuğun mahalledekilere bu arabaya bindiğini göstermek istediğini düşünüyormuş.
Ama Lionel bu sefer de haksız çıkmış. Çocuk, – “Şu önü merdivenli evin önünde durabilir misiniz lütfen,” demiş. Küçük çocuk koşup merdivenlerden tırmanmış. Bir kaç dakika geçmeden Lionel onun geri geldiğini görmüş ama bu kez oldukça yavaş hareket ediyormuş; çünkü kucağında sakat kardeşini taşıyormuş. Kucağındaki kardeşini merdivenin son basamağına oturtup arabayı işaret etmiş. “Bak işte burada Max, aynı sana yukarıda anlattığım gibi. Kardeşi bu arabayı ona doğum gününde hediye etmiş hem de hiç bir karşılığı olmadan. Bir gün ben de sana böyle bir araba alacağım. Böylece sen de sana anlattığım her yeri kendi gözlerinle keşfedebileceksin.”
Lionel bunları duyduktan sonra arabadan inmiş, iki çocuğu da ön koltuğa yerleştirmiş ve hiç unutulmayacak bir gezinti yapmışlar. İşte o gece Lionel, sabaha kadar uyuyamamış ve ‘vermenin mutluluğu” hakkında düşünmüş
KARDEŞLİK ALMAK DEĞİL ELBETTE.
HATTA PAYLAŞMAK DA DEĞİL.
VEREBİLMENİN MUTLULUĞUNU YAŞAYABİLMEKTİR.
ÇOCUK NE YAŞIYORSA ONU ÖĞRENİR
Eğer, bir çocuk sürekli eleştirilmişse;
Kınamayı ve ayıplamayı öğrenir.
Eğer, bir çocuk kin ortamında büyümüşse;
Kavga etmeyi öğrenir.
Eğer, bir çocuk alay edilip aşağılanmışsa;
Sıkılıp, utanmayı öğrenir.
Eğer, bir çocuk sürekli utanç duygusuyla eğitilmişse;
Kendini suçlamayı öğrenir.
Eğer, bir çocuk hoşgörüyle yetiştirilmişse;
Sabırlı olmayı öğrenir.
Eğer, bir çocuk desteklenip, yüreklendirilmişse;
Kendine güven duymayı öğrenir.
Eğer, bir çocuk övülmüş ve beğenilmişse;
Takdir etmeyi öğrenir.
Eğer, bir çocuk hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse;
Adil olmayı öğrenir.
Eğer, bir çocuk güven ortamı içinde yetişmişse;
İnançlı olmayı öğrenir.
Eğer, bir çocuk kabul ve onay görmüşse;
Kendini sevmeyi öğrenir.
Eğer, bir çocuk aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse;
Bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.
Dorothy Law Nolte
Çeviri: Doğan Cüceloğlu
DEĞERİNİ SOR
Bir yılın değerini; Final sınavını geçememiş bir öğrenciye sor.
Bir ayın değerini; Bir aydır maaşını alamayan işçiye sor.
Bir haftanın değerini; Haftalık bir gazetenin editörüne sor.
Bir günün değerini; Bir gün boyunca aç kalan birine sor.
Bir saatin değerini; Buluşmak için bekleyen aşıklara sor.
Bir dakikanın değerini; Treni, otobüsü ya da uçağı kaçıran birine sor.
Bir saniyenin değerini; Bir kazadan sağ çıkan birine sor.
Bir milisaniyenin değerini; Olimpiyatlarda gümüş madalya kazanmış birine sor.
NE GÜZELDİR
İnsan olmak, insanca davranabilmek…
Şefkat eli olup uzanabilmek, gözden akan yaşı silebilmek,
Kanayan yaralara merhem olabilmek ne güzeldir…
Ne güzeldir…
Güvene mazhar olmak, yalandan riyadan uzak kalabilmek.
Elindeki ile yetinmek başkalarının elindekini kıskanmadan sevinebilmek
Ve en içten duygularla daha çok ver Yarab diyebilmek ne güzeldir..
Ne güzeldir;
Kedi ve köpeklere ağlayıp, kuşların yasını tutmak..
Bilmediğin birinin derdine üzülebilmek ve çare aramak.
İnsanlara ışık olabilmek..
Sevilmeden sevebilmek,
Gelmeyene gidebilmek ne güzeldir…
Ne güzeldir;
İncitmekten, kırmaktan, nefretten uzak kalabilmek…
Titreyen minik yüreklere korkma diyebilmek, sarılabilmek sevgiyle şefkatle..
Ne güzeldir;
Dünyanın öbür ucunda,
Hiç tanımadığımız bir insanın gözyaşının bile içimizi parçalaması
Ne güzeldir;
Yaşamak ne güzeldir,
Sevinerek, severek, sevilerek, düşünerek
Ne güzeldir;
Dört gözle beklediğiniz bir haberin gelmesi,
Sabaha dek uyutmayan diş ağrısının dinmesi.
Yıllar sonra bir gün bir yerde, çocukluğunuzda annenizin sizin için yaptığı kurabiyelere rastlamak…
Yağmurdan sonra, açan güneş…
Buz gibi sokaktan sıcacık eve girmek..
Yorgunluktan bitmişken yatağa uzanmak…
Tuttuğun takımın ezeli rakibini yenmesi..
Sabahları kızarmış ekmek kokusuyla uyanmak…
Kızgın kumlarda uzun uzun yattıktan sonra bedeni denizin serinliğine bırakmak…
Sabahları kızarmış ekmek kokusuyla uyanmak…
Bir doktor muayenehanesinin kapısından, şüpheleri dağıtmış olarak sevinçle çıkmak…
Yaz sıcağında, bir öğle uykusunun mahmurluğunu, buz gibi bir dilim karpuzla atmak
Bir bahçenin önünden geçerken duyduğunuz hanımeli kokusu.
Sabah uyanıp o gün tatil olduğunu hatırlamak…
“Artık bitti” derken sizi arayıvermesi…
Yaşlı ana babanızın, hala çaldığınız kapının arkasında ya da hattın öbür ucunda olması…
Fırından yeni çıkmış ekmeğin köşesi…
Bir köşede birbirine sarılmış uyuyan kedi yavruları…
Evinizden, pişmekte olan etli biber dolması kokusunun yayılması…
Soğuktan titrerken elinize tutuşturulan bir bardak çay..
Meteliksiz bir gününüzde, çoktandır giymediğiniz ceketinizin cebinden para çıkması…
Onunla ilk kez yalnız kalmak…
Uzun, sıcak bir yürüyüşten sonra karşınıza çıkan bir çınar altı.
Sabahtan beri ayağınızı vuran ayakkabıları çıkardığınız an…
Sudan bir sebeple küstüğünüz arkadaşınızla barışmanız…
Yıkanmış, ütülenmiş, mis gibi kokan yatak takımlarını koynunda uyumak…
Bir sandalın kenarına oturarak bacakları denize sallandırmak…
En sevdiğiniz yemeğin ilk lokmasını ağzınıza aldığınız an…
En önemlisi,
Nefes almak,
Konuşmak,
Duymak,
Yürümek,
Görmek,
Anlamak…
“Ne güzeldir”…
Ve ne güzeldir; arkadaşlarınızdan, sevdiklerinizden alacağınız sıcacık bir Merhaba…
BU DA GEÇER
“Bir zamanlar bir kral:
“Dünyanın en güzel pırlantalarından birini yapıyorum, pırlanta yüzünün altına girebilecek kadar kısa bir cümle olacak, çaresizlik anlarında hizmet edebilecek ve sonsuza dek mirasçılarım olacak bir mesajı buraya saklamak istiyorum.” dedi
Dinleyenler bilge idi, denemeler yazabilirlerdi, ancak zor anlarda yardımcı olabilecek iki veya üç kelimeden fazla olmayan bir şey yapamadılar…
Düşündüler ama bulamadılar.
Kral yaşlı bir hizmetkar tarafından büyütülmüştü. Annesi kral küçükken ölmüştü ve bu hizmetkar onu büyütmüştü. Bu nedenle aileden biri olarak görünürdü. Yaşlı adam:
“Akıllı değilim, eğitimli değilim, akademik değilim, ama bir mesaj biliyorum, saraydaki hayatı boyunca her türlü insanla tanıştım ve baban tarafından davet edilen bir mistikle tanıştığım. Yaşlı adam bir kağıda bir şeyler yazdı, katladı ve krala verdi. “Ama okumayın.” dedi: “Onu saklı tut ve yalnızca başka hiçbir şey olmadığında aç! çıkış yolu.”
Çok geçmeden, yönetiminde bir sorun oldu ve kral savaşı kaybetti. Atıyla kaçtı ve düşmanları onu takip etti. Yalnızdı ve düşmanları çoktu. Yolun bittiği yere, çıkmaza girdi. Ondan önce derin bir vadiye sahip bir uçurum vardı ve düşseydi, sonu olurdu. Geri gelemedi çünkü düşmanlar yolu geçti. Atlarının sesini duyabiliyordu. Hiçbir çıkış yolu yoktu.
Yüzüğü hatırladı, onu açtı ve kağıdı aldı ve kısa ve değerli mesajı okudu : ‘’Bu da geçer’’
Mesajı okuduğunda kendini saran müthiş sessizliği hissetti. Onu takip eden düşmanlar ya ormanda kaybolmuştu ya da yanlış yöne gitmişlerdi. Atları artık işitmiyordu.
Kral hizmetkarına ve bilinmeyen mistik’e minnettardı. Kağıdı katladı ve yüzüğün altına koydu. Ordularını topladı ve krallığına geri döndü.
Saray’ına geri dönerken zaferi adına ona büyük bir parti verdiler, danslar müzikler… Kendini çok iyi hissetti.
Yaşlı hizmetkarı yanına geldi ve şöyle dedi:
‘’Bu an bile mesaja bakman için uygun’’
‘’Şimdi kazandım, insanlar dönüşümü kutluyor, umutsuz değilim, bir çıkmazda değilim’’
Yaşlı hizmetkar ‘’ Beni dinle, bu mesaj yalnızca yenildiğinde değil kazandığında da yararlı’’
Kral yüzüğü açtı ve mesajı okudu
‘’Bu da geçer’’
Yine aynı şeyi hissetti, dans eden ve kutlayan kalabalıkta bile sessizlik içine işledi. Gururu ve Egosu gitmişti. Kral mesajı anladı. Aydınlanmıştı.
Sonra yaşlı adam şöyle dedi:
“Sana yapılan her şeyi hatırla, hiçbir şey ve hiçbir duygu kalıcı değil, aynı gündüz ve gece olması gibi, üzüntülü anlar ve mutlu anlar vardır, doğal olarak benimse bunları, çünkü bunlar hayatın parçaları’’
SEVİN, SEVİN, SEVİN
Birine sevginizin tümünü sunmak, Asla sizi de aynı şekilde seveceğinin garantisi değildir. Sevgiye karşılık beklemeyin; Sadece sevginin karşıdakinin kalbinde büyümesini bekleyin; fakat olmazsa da, sizin kalbinizde büyüdüğüne emin olun. Birine çarpılmak için bir an yeterlidir, birinden hoşlanmak bir saat ve birini sevmek içinde bir gün yeterlidir, ama birini unutmak bir ömür sürer.
Görünüşe aldanmayın; kandırıcı olabilir. Zenginliğe aldanmayın; yok olup gidebilir. Sizi güldüren birini seçin çünkü karanlık bir günü aydınlatan şey bir gülümsemedir. Kalbinizi gülümsetebilen birini bulun.
Öyle zamanlar vardır ki, bazen birini öylesine çok özlersiniz ki, onu hayallerinizden çıkarıp, gerçek hayatta kucaklamak istersiniz. Hayal etmek istediğiniz şeyi hayal edin, gitmek istediğiniz yere gidin, olmak istediğiniz kişi olun, çünkü yaşayabileceğiniz tek bir hayatınız var ve tüm bunları yapabilmek için tek bir şansınız.
Sizi tatlı kılacak kadar yeterli mutluluğunuz olsun, güçlü kılacak kadar acı deneyiminiz, insan kılacak kadar üzüntünüz ve sizi mutlu kılmaya yetecek kadar umudunuz olsun. Daima kendinizi başkalarının ayakkabılarına koyun. Eğer ayaklarınız acıyorsa, o kişininkiler de acıyordur.
En mutlu kişiler, her şeyin en iyisine sahip olanlar değildir, onlar karşılarına çıkan her şeyin değerini en iyi bilenlerdir.
Mutluluk, ağlayanlar, incinenler, araştırma yapanlar ve çabalayanlar için vardır, çünkü böyle insanlar hayatlarına giren her insanın önemini takdir edenlerdir.
Aşk bir gülücük ile başlar, bir öpücük ile gelişir ve bir gözyaşı ile son bulur. En parlak gelecek, unutulmuş bir geçmişin üstünde yükselir, geçmişinizdeki kalp kırıklıklarını ve hataları silmezseniz hayatın içinde ilerleme sansınız olmaz.
SEVİN.. SEVİN.. SEVİN.. HİÇBİRŞEYİ VE HİÇKİMSEYİ DÜSÜNMEDEN SEVİN.. SEVGİNİZİ, SEVDİĞİNİZİ ELDE ETMEK İÇİN HER YOLU DENEYİN. BİRGÜN HERŞEY ÇOK GEÇ OLABİLİR. UNUTMAYIN.
Can Dündar
EN DEĞERLİ DEĞER YARGILARINIZ NELERDİR?
Toplumda değerli olarak görülen, herkes tarafından değeri kabul edilen maddi ve manevi din, ahlak, namus, para, mevki, rütbe, makam, vicdan gibi kavramlar vardır. Bunlardan hangisinin diğerlerinden daha iyi, daha değerli olduğu kişilere, toplumsal yapıya göre değişir. Zamana ve zemine göre kimi değerler alçalır, önemsizleşir, kimi değerler ön plana çıkar, yükselir.
Kimi insanlar değer kazanayım, değerimi herkes takdir etsin derken alçalırlar, kimi de kişiliğini erdem ve özveri gibi değerlerle donatarak gönüllerde taht kurar.
Aşk, sağlık, özgürlük çok değerli şeylerdir ama ne yazık ki değerlerini, onları yitirdikten sonra anlarız.
Bir insan paraya çok önem veriyorsa eğer, para kazanmak için ister istemez başını eğer. Bu da onun değerini düşürür. Başı dik olarak gezmek istiyorsak maddi değerlerden çok manevi değerlere yönelmeli, üç kuruşluk çıkar elde etmek için, beş kuruşluk adamların önünde eğilmemeliyiz. Bir işinin değeri değer verdiği şeyler kadardır.
İnsani ilişkilerde içtenlik, dürüstlük, dostluk en değerli kavramlardır. Bu kavramlara uyanlar daha çok değer kazanırlar; bencil, çıkarcı, duygu ve düşünce yoksulu kişiler ise var olan değerlerini azalttıkları gibi zamanla dibe çakılırlar.
Değerimiz giyim kuşamla, rütbeyle, makamla artmaz. Ziya Paşa’nın dediği gibi, “altın işlemeli palan vursan eşek yine eşektir” Değerin eski adı kıymettir. Altının kıymetini sarraf bilir.
Namık Kemal, Hürriyet Kasidesinde ; “yere düşmekle cevher kıymetinden bir şey kaybetmez.” diyor.
Günümüzde ne yazık ki iş ayağa düştü, ayaklar kafanın yerine geçti, değer yargıları değişti; Bilim ve sanat adamları yerlerde sürünürlerken, futbolcular, artistler, şarkıcılar el üstünde tutuluyorlar, hayranları tarafından omuzlara alınıyorlar. Bilginlerin, sanatçıların değerlerini ancak onlar öldükten sonra anlıyoruz…
En değerli şey nedir sorusu çoğu zaman kafamızı kurcalamıştır. Değer güzellik açısından ortaya konulduğuna göre, gelin, değerli değerlerimizi bu açıdan dile getirelim:
En güzel köprü; Gönüller arasında kurulandır
En güzel göz ; Her şeye sevgiyle bakandır
En güzel söz; Yalansız olandır
En güzel ateş; Benliğimizi ısıtandır
En güzel çiçek; Sevgiliye armağandır
En güzel ırmak; Dost bahçesine akandır
En güzel ağız; Gerçekleri konuşandır
En güzel yol; Hasret kavuşturandır
En güzel kol; Zalime karşı kalkandır
En güzel el; Bilgiye, kültüre uzanandır
En güzel kapı; Mutluluğa açılandır
En güzel kalem; Doğruyu, iyiyi, güzeli yazandır.
ÜNLÜ SÖZLER
- Karınızı araklayan adama verebileceğiniz en büyük ceza, ‘sende kalsın’ demektir.
Sacha Guitry - Evlendikten sonra erkek ve kadın, yazı-tura gibidir; asla yüz yüze gelmezler, ancak hep beraberdirler.
Hemant Joshi - Her durumda evlenin. İyi bir eşiniz olursa mutlu olursunuz. Eşiniz kötü olursa filozof olursunuz..
Socrates - Kadınlar bize her zaman büyük hedefler gösterir, ve onlara ulaşmamızı engeller.
Dumas - Hiç yanıtlayamadığım en büyük soru şu olagelmiştir: ‘Bir kadın ne ister?’
Sigmund Freud - Karıma bazı sözler etmişimdir, o da bana bazı paragraflarla cevap vermiştir.
Anonim - Bazı kişiler uzun evliliğimizin sırlarını sorarlar;. Biz haftada iki kez restorana gideriz. Biraz mum ışığı, akşam yemeği, hafif müzik ve dans… O salı günleri gider, ben cuma.’
Henny Youngman - Terörizm beni hiç endişelendirmez. İki yıldır evliyim.
Sam Kinison - Fon transferi için elektronik bankacılıktan hızlı tek yol vardır ve buna evlilik adı verilir.
James Holt McGavran - Her iki karımla da talihim kötü gitti. Birincisi beni terk etti, ikincisi terk etmedi.
Patrick Murray - Evliliğinizi iyi götürmek istiyorsanız, 1) hatalı olduğunuzda itiraf edin, 2) haklı olduğunuzda susmayı bilin.
Nash - Karınızın doğum gününü unutmamanızın en iyi yöntemi, bir kez unutmanızdır.
Anonim - Evlenmeden önce ne yaptım, biliyor musunuz? İstediğim her şeyi..
Henny Youngman - Karımla ben 20 yıl çok mutlu yaşadık. Sonra da tanıştık.
Rodney Dangerfield - İyi bir kadın, kendisinin yaptığı her hatasında kocasını affedendir.
Milton Berle - Evlilik, kişinin düşmanıyla yattığı tek savaş şeklidir.
Anonim - Adamın biri evlenecek kadın aradığı ilanını verir. Ertesi gün aynı mesajı ileten yüzlerce mektup alır: ‘Benimkini alabilirsin’ .
Anonim - Birinci adam (iftiharla): ‘Benim karım bir melek!’
İkinci adam: ‘Çok şanslısın, benimki hala yaşıyor’
( Alıntı / Birol Başoğlu)