“Japonlar kırılan eşyalarını tamir ederken, kopan veya kırılan parçanın yerini altınla doldururlarmış.
İnanışa göre, bir eşya ya da insan hasara uğramışsa, acı çekmişse, o bundan sonra bir hatıraya sahiptir, ders almıştır ve artık olduğundan çok daha güzel ve değerlidir.”
(Kintsugi [Altınla birleştirme] / Kintsukuroi [Altınla tamir] sanatı)
Japonlarda altına duyulan saygı pasını göstermemesinden geliyor. Mesela geleneksel konutlardaki yapı elemanlarının çerçevelerinde veya eşyalarda altını tercih ediyorlar. Çünkü konut genel olarak merkeze doğru karanlıklaşıyor. Shojiler ışığı homojen olarak içeri alırken, amaç parlaklık değil aydınlık yaratmak. Bu homojen ışığın içeride yansıtılması gerekiyor ki, merkezdeki gölgelerde ışık belirebilsin.
İşte bu sebeple paslanmayan altını tercih ediyorlar. Zaman geçiyor, ahşabın rengi kararıyor, fakat üzerindeki altın varaklı izler parıldamaya devam ediyor. “Tıpkı yerini yavaşça karanlığa bırakan gün batımındaki sarı yaldız gibi” diyor buna Tanizaki, Gölgeye Övgü’sünde.
Kintsugi’de, mecazen kırılan kalbin altınla onarılan kısmının bir daha kırılıp paslanamayacak olması ile gelen zaman direnci, kalbin ancak bu haliyle karanlıkta ışığı yansıtma yeteneğine erişmesi ile dengeleniyor.
Alıntı
Kaybetmekten Korkma
Kaybetmekten korkma
Bir şeyi kazanman için bazı şeyleri kaybetmelisin.
Ve unutma;
Kaybettiğinde değil, vazgeçtiğinde yenilirsin.
Fotoğraf
Şimdi ikimizin bir fotoğrafı olmalıydı ama öyle duvara asmalık değil.
Cüzdanda taşımalık da değil.
Telefonda saklamalık hiç değil.
İstiyorum ki kitap arasında unutulmalık bir fotoğrafımız olsun.
Bundan üç yüz yıl sonra birisi o fotoğrafı bulsun ve desin ki:
“Bir adam, bir kadına nasıl bu kadar güzel bakar?”
Ahmet Batman
FLAUBERT’İN AŞK TANIMI
“Merak. Birine karşı ansızın merak duymaya başlarsınız, korkunç bir merak onu tanımak, onunla doğmak, onunla yeniden dünyaya gelmek istersiniz. Bu yüzden aşka en uzak cümle senden nefret ediyorum değil, artık bilmek istemiyorumdur.”
Sevgisi İyi Gelen
Seven insan her zaman sevmesini bilir. Çıkarsız, hiçbir engel tanımadan. Olmasını istediği gibi değil, olduğunuz gibi kabul eder. Kusur aramaz, bulmaya çalışmaz. Tüm içtenliğiyle sever. İnce yanlarınızı bilir, hep yanınızda olur. Sığınaktır, dermandır. Sevgisi iyi gelendir.
Seni Anlayan
Sana iyi gelen insanlar olsun hayatında, sana saygı duyan, seni destekleyen ve en önemlisi seni anlayan.
Notebook
Fikirleri uyuşmuyordu. Hatta hemfikir oldukları konular pek azdı. Sürekli didişirlerdi. Sürekli birbirlerine meydan okuyorlardı. Ama farklılıklarına karşın önemli bir ortak noktaları vardı. Birbirleri için deli oluyorlardı.
Notebook
Herkes Ne Bilsin Acımızı
Herkes ne bilsin acımızı!
Yaşar gibi yapmaktan, özlemez gibi yapmaktan, iyiymiş gibi yapmaktan, nefes alıp onu içinde tutmaktan, o nefeste boğulmaktan sıkıldım. Ki nefessizlikten değil, nefesten boğulmaktır marifetimiz.
Hayatın Neşesi
“Sürekli bir anlam ararsan, gerçekleşmekte olan her şeyi ıskalayacaksın” der Tarkovski. Goethe onu şöyle destekler; “Çok fazla derin düşünen bir insan, hayatın neşesini kaçırır.”
Kavga
Kavga çıkmasın diye sustuğum zamanlar, kimse kırılmasın diye yuttuğum konular ve kaybetmemek için alttan aldığım insanlar oldu. Şimdi anlıyorum ki bazı kavgalar çıkmalı, bazı kalpler kırılmalı ve bazı insanlar kaybedilmeliymiş. Sürekli gönül yapmaya çalışınca kıymetin kalmıyormuş.