Kişiyi kaygılı yapan çocukluk yaşantıları
1- Aşırı koruyucu anne baba tutumları
2- Depresif ebeveynler
3- Erken ilişkilerde güvensiz bağlanma
4- Aile tarafından verilen “Dünya tehlikeli bir yerdir” düşüncesi
5- Rollerin tersine dönmesi
6- Tutarsız ebeveynler (Öngörülmeyen ceza ve ödüller)
ÇOCUĞUNUZA SEVGİNİZİ GÖSTERMEK İÇİN
Çocuğunuza sevginizi göstermek için yapmanız gerekenler
1- Ağzını açar açmaz “Olmaz. Hayır. Duymak istemiyorum” gibi sözler etmeyin
2- Çocuğunuzu övün
3- Çocuğunuzla birlikte bir şeyler yapın
4- Çocukla çocuk olun.
5- Onu yeni şeyler yapmaya teşvik edin
6- Küçük hediyeler alın
7- Çift olarak aranızdaki problemleri çocuğunuza yansıtmayın
8- Çocuğunuza seçim yapma hakkı verin
9- Sevginizi sözlerinizle belli edin
10- Net olun
11- Önemli günlerinde yanlarında olun
12- Çocuğunuzu başka çocuklarla kıyaslamayın
13- Ne yaptığıyla daha çok ilgilenin ve bunu gösterin
14- Fikrini alın
15- Sarılmayı unutmayın
KIZILDERİLİLERİN HAYAT KURALI
“İlkel” dediğimiz Kızılderililerin 3 hayat kuralı
1- Doğa bizim için var olmaz, bizim bir parçamızdır. Doğayı koru.
2- Başka insanların düşüncelerine değer ver. Herkes kendini istediği gibi ifade edebilir.
3- Herkesin inanışına saygı duy. İnsanları senin inandığın dine inanmaya zorlama.
NEGATİF DÜŞÜNCELERDEN KURTULMAK İÇİN ÖNERİLER
NEGATİF DÜŞÜNCELERDEN KURTULMAK İÇİN ÖNERİLER
1- Uykunuza dikkat edin
2- Negatif düşüncelerinizi kaleme alın
3- Düşüncelerin esiri olmak yerine gerçeği görmeyi öğrenin
4- Olaylara iyi tarafından bakmayı deneyin
5- Olumsuz düşünceler için zaman yaratın
6- Çevrenizde olumlu düşünen insanlara yer verin
7- Zamanınızın kıymetini bilin
8- Dikkatinizi başka bir şeye verin
9- Kendinizi sevin
DAİMA HATIRLANMALI
Daima Hatırlanmalı
1- Geçmiş değiştirilemez
2- Vazgeçersen sadece kaybedersin
3- Bazen “Hayır” demek , “Şimdilik uygun değil” demektir
4- Başkalarının görüşü sizin gerçeğinizi belirlemez
5- Mutluluk kişinin içindedir
6- Bir kapı kapanırsa, bir diğeri açılır
7- Kendin olmaktan çekinme
KAVUŞMAK ÜZERE
İnsan ne yerse o kokar. Ne okursa onu konuşur. Kimi seviyorsa kalbi o kadardır. Sizsiniz kendinizle ilgili tüm cevapları kendinizi tanıyacak olana sunan. Yaşamınız verir sizi ele. Müzik arşivinizden bellidir kişiliğiniz. Aşkı sevme biçiminiz. Dinlediğin tarz müzikte saklıdır sevgiye olan şiddetiniz. En kötüye vereceğiniz cezadır adalet. Herkes sever doğduğu toprağı, oraya bomba düştüğünde belli olur kimliğiniz. Sevgi bir bütün diyalog evrene karşı. Yağmurda ıslak bir kediye puslanmıyorsa gözleriniz, aşk sözlerini sakının siz. Komşunuzla sohbetimiz kadar uzaktakine olan bağımız. Mesafe denilen tanım sadece zamanla ilintili. Yoksa yalnız bir gecede bir kahve yudumlarken de onu anabiliriz. İnsan çevresi kadar güçlüdür. Kaç el uzattıysan o dostluklarla sınanırsın karanlığında. Aile bağın kadar bağlısın hayata. Sana karşı yapılan her şeye rağmen duruşundadır tavrın. Gizlediğin iyilik kadar büyük. Anne baba sevgisine izin verdiğin kadar küçük. Tek bir dünya var “vicdanının” etrafında dönen. Tüm karakterindir onun içinde geçen…
Umut Güner
HAYATININ DEĞERİ
Hayatının Değeri
Bir gün genç çocuk babasına sorar ‘Hayatımın değeri nedir? ‘Baba cevap vermek yerine ‘Al bu taşı ve markete satmaya götür’ der. Eğer fiyatını soran olursa iki parmağını kaldır ve bir şey söyleme.
Çocuk markete gider ve bir kadın sorar. Bu taş ne kadar onu bahçeme koymak isterim, çocuk bir şey söylemeden iki parmağını kaldırır.Kadın’2 dolar mı? Alıyorum. ‘Der. Eve giden çocuk babasına, bir kadın iki dolara satın almak istiyor der. Babası çocuğa bu sefer bir müzeye gitmesini eğer almak isteyen olursa hiçbir şey söylemeden sadece iki parmağını kaldırmasını söyler. Çocuk müzeye gider ve bir adam taşı almak istediğini söyler bir şey söylemeden iki parmağını kaldırır adam ‘200 dolar mı alıyorum’ der. Çocuk şok olur ve eve koşar. Babasına ‘Bir adam bu taşı 200 dolara almak istiyor’ der. Babası ‘Oğlum son olarak bu taşı değerli taşlar satan dükkana götürmeni istiyorum. Dükkan sahibine göster ve fiyatı sorarsa sadece iki parmağını göster. Çocuk değerli taşlar satan dükkana girer taşı gösterir. Dükkan sahibi ‘Bu taşı nereden buldun bu dünyada nadir görülen taşlardan bunu almalıyım, ne kadar?’ diye sorar. Çocuk iki parmağını kaldırır ve adam’ alıyorum’ der 200,000 dolara. Çocuk ne diyeceğini bilmez ve babasına koşar. ‘Baba bir adam bu taşı 200,000 dolara almak istiyor. Babası şöyle der; Oğlum ‘Şimdi hayatının değerini anladın mı? ‘Şimdi anladın mı nereden geldiğini nerede doğduğun teninin rengi ne kadar zengin bir ailede doğduğun önemli değil. Önemli olan kendini nerede konumlandırdığın Çevreni oluşturduğun insanlar… kendini ne şekilde taşıdığın. Tüm hayatını… 2 dolarlık bir taşmış gibi hissederek yaşayabilirsin. Tüm hayatını çevrende seni 2 dolarlık taş olarak görenlerle yaşayabilirsin. Fakat her insanın içinde bir elmas vardır ve çevremizdeki insanları seçebiliriz… Değerimizi bilen ve içimizdeki elması gören insanlarla. Kendimizi bir markete ya da mücevher dükkanına koymayı tercih edebiliriz. Ve ayrıca başka insanların değerini de görmeyi seçebiliriz. Başka insanlara kendi içlerindeki elması görmelerinde yardımcı olabiliriz. Çevrenizdeki insanları akıllıca seçin. Hayatınızda fark yaratacak olan şey bu.. ve bazı insanlar sizi ‘PAHA BİÇİLMEZ ‘GÖRECEKLER…
Cahil insanların özellikleri
Cahil insanların özellikleri
1- Güce taparlar
2- Sorgulamazlar
3- Her şeyi bilirler
4- Kitap okumazlar
5- Her şekle girerler
6- Namus bekçiliği yaparlar
7- Her duyduklarına inanırlar
Perran KUTMAN anlatıyor;
Perran KUTMAN anlatıyor;
“Amerika’da böbrek sancım tuttu. Taş düşürüyordum. Ambulans geldi. Avazım çıktığı kadar bağırıyorum. İlk defa böyle bir ağrıyla karşılaşıyorum. Bir yandan da ‘Anneciğim. Anneciğim..’ diye bağırıyorum. Bunu Türkçe söylediğim için ağrıyan yerimi söylediğimi sandılar.
Birbirlerine bakıp acaba orası neresi? Diye soruyorlar.
Ben, “annemi çağırıyorum” dedim. ‘Kaç yaşında kadın, bunun bir de annesi mi var, onu niye çağırıyor ki?’ dediler muhtemelen..
Biz böyle durumlarda ‘anne’ deriz. Onlarda öyle bir şey yok ki; ‘mamy…mamy…’ diye ağlayan Amerikalı mı var?..
Evet, belki de ‘ ANNE ‘, bizim ‘ AĞRIYAN YERİMİZ ‘…
Asosyal!
Psikologlara göre sosyallikten uzak duran her insan “Asosyal” olarak algılanmamalıymış. Genelde her 8 kişiden 1’i sahteliğe tahammül edemediği için yalnızlığı tercih ediyormuş. Emile Ajar’ın da dediği gibi; “Rol yapmazsanız; asosyal, uyumsuz veya sinir hastası damgası yersiniz”